Kalp krizi, kalbimizin yetersiz kanlanmasına bağlı olarak kalp dokusunun hasar görmesini tanımlayan bir klinik durumdur. En sık karşılaşılan tablo, kalbi besleyen koroner arterlerden birinin ani tıkanması sonucu dokunun oksijensiz kalarak zarar görmesidir. Bunun yanı sıra, ciddi damar darlıkları varlığında kalbin aşırı yük altında kalması da yetersiz kanlanmaya ve dolayısıyla krize yol açabilir.
Kalp Sağlığını Bozan Faktörler ve Risk GruplarıKalp sağlığını tehdit eden unsurlar arasında sigara tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı, kötü beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol kullanımı ve stres ön planda yer almaktadır. Ayrıca hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı (diyabetes mellitus) ve böbrek yetmezliği gibi kronik durumlar, kalp ve damar hastalığı riskini doğrudan artırmaktadır. Genetik özelliklerimiz de bu tabloda belirleyici bir rol oynamaktadır.
Tipik kalp krizi şikayetleri, hastaların yaklaşık yarısından biraz fazlasında görülmektedir; bu da önemli bir grubun sessiz veya tipik olmayan şikayetlerle kriz geçirebileceği anlamına gelir. En belirgin belirti, ani başlayan şiddetli göğüs ağrısıdır. Bu ağrı genellikle göğsün ortasında, "imam tahtası" olarak bilinen sternum üzerinde veya sol tarafta hissedilir. Baskı, sıkışma, yanma veya göğüs kafesinin sıkıştırılması şeklinde tarif edilen bu hisse sıklıkla terleme ve genel bir fenalık hali eşlik eder.
Ağrının yayılımı sol kola, sırta, alt çeneye veya karın bölgesine doğru olabilir. Ancak kol hareketleriyle tetiklenen sol kol ağrılarının genellikle kalple ilişkili olmadığını belirtmek gerekir. Ağrı çoğu zaman eforla ilgisiz şekilde ortaya çıkar ve istirahatle geçmeyebilir. Şiddeti kişiden kişiye değişse de genellikle çok yoğundur.
Genç ve Yaşlı Bireylerde Risk FarklılıklarıKrizin tehlikesi konusunda yaş faktöründen ziyade tıkanan damarın seviyesi, kalbin genel durumu ve diğer damarlar arasındaki kılcal bağlantıların (kollateral) varlığı daha kritiktir. Gençlerde bu yan damar bağlantılarının henüz gelişmemiş olması krizin daha şiddetli geçmesine neden olabilirken; yaşlılarda ise eşlik eden diğer hastalıklar ve damar yapısındaki yaygın sorunlar riski ve şiddeti artırmaktadır.